Şubat 22nd, 2008
Terapi, Dinle vesselam…

insan zor günlerinde sığınacak bir liman arar kendine, başı sıkışınca danışabileceği bir arkadaş, düştüğünde elini tutacağı bir dost, hayatını paylaşacağı bir eş veya bazen sadece kendisini anlatan bir şarkı…
Sagopa Kajmer… benzetmelerin delisi rap müzik icra eden bir üstad kendisi..
zengin fars dili bilgisiyle kelimelerle adeta oyun oynayan bir söz yazarı ve yorumcu..
kendine “pesimist” kelimesini yakıştıran sagopa kajmer(yunus özyavuz) şarkılarında kendisine hitaben kullandığı diğer mahlaslardan da anlaşılacağı gibi hayattan acı ve keder almış, karamsar, hüzün ve aşk kelimeleriyle bütünleşmiş bir karakter portresi çizmektedir… Sago , Yaşlı planet…
bu zat-ı muhteremin özellikle bir şarkısı vardır ki gerek lyricleri gerekse soundlarıyla insanı mest etmektedir, ayrıca şarkı sonlarında dj mic check’in (ki bu kişi de yunus özyavuzdur) yaptığı scratch show akıllara zarardır.
anlaşılacağı üzere birileri ” Hayır- Bu mŞey Müzik Değil- Hoptirik Müzikler” gibi benzetmelerde bulunsalkar da Underground ve Overground sanatçılarıyla Rap Müzik Artık Türkiyede Olması gereken yerini Yavaş yavaş almaya başlamaktadır.
kısaca Bunalımdayım.. Bunalımdasın.. Bunalımız..
bu günlerde bol bol sago dinleyerek kendimi bulmaktayım..
sağlıcakla vesselam..
atilla aron | NebuPress | No Comments | #
Ekim 31st, 2007
Siyasetçi Dediğin….ERDAL İNÖNÜ

Şu günlerde memlekette konuşulan birçok gündem maddesi var. Cumhuriyet’in ilanının 84. yılını kutladığımız şu günlerde terörist eylemler ve opresyon hazırlıkları ana gündemi oluşturuken, DTP li lerin bazı söylemleri de ayrıca konuşulması gereken önemli hususlar. Tüm bunların yanında birde merhum İsmet İNÖNÜ’nün oğlu, Erdal İNÖNÜ aramızdan ayrılmıştır. O nun üzerine yazılacak-çizilecek o kadar çok şey var ki, buna ne bu blog yeter ne de yazacak bu klavye…
Kendisini aslen bilime adamış olan Erdal İNÖNÜ, sosyal demokrat çizgisiyle siyasi hayatına başlamıştır. Aslında siyasi arenada hiçö de alışık olmazığımız bir mizaca sahip erdal bey, pratikte uygulanabilir herşeyin bilime uygunluğunu sorgulamasıyla hafızalara kazınmıştır. Hakkında internette yüzlerce anektod bulabilirsiniz. O diğer siyasiler gibi neden elini kürsüye vurup agresif konuşmuyorsunuz sorusuna ” ben konuşayım siz kürsüye vurma ve diğer işlemleri tamamlayın” diye yanıt vermiştir.
böylesine mütevazi bir kişiliğe sahip bir siyasetçi-bilim adamını kaybetmenin tüm üzüntüsüyle birkez daha kendisine allahtan rahmet, kalanlara ise başsağlığı ve sabır diliyoruz….
atilla aron | NebuPress | 1 Comment | #
Ekim 24th, 2007
Kuzey Irak, Diplomasi ve Rehavet Unsuru..

Türkiye gerçekten zor bir dönemden geçmektedir. bu zamana kadar yüzlerce badire atlatan bu millet terör konusunda hergün yeni bir vatan evladını kurban vermektedir. Türkiye devlet olarak ne yapmalı peki. Bu kötü durum içinden nasıl çıkmalıyız. Elimize silah alıp artık kimse yapmıyorsa bizmi gidelim şu ırak’a..
Türkiye’de bu işleri yapacak devasa bir ordu bu işi yapmak için eli tetikte beklemektedir. Bize düşen ise aklıselim hareket etmektir. nedir peki aklıselim hareket etmek?.
aklıselim hareket etmek bazı şeyleri görmezden gelmek değildir. orda terör olurken burda davul çalmak değildir. aklıselim olmak 2 düşünüp bir hareket etmektir. Türkiye şu an doruk noktasına ulaşmış olan rehavet unsuruna boyun eğerse bir Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuPress | 9 Comments | #
Ekim 19th, 2007
Vazgeçemediklerimiz

Bizler yeryüzüne inmiş en asil ve farklı duyguların insanlarıyız. Bu gerçekten çok doğrudur ve farklı olduğumuzun yanında bide farklı olmaya çalışmamız var ki o daha başka bi eğlenceli kısmı bu işin.
toplum olarak arabesk yaşam tarzı hernekadar hoşumuza gitsede nedense hep vücudumuzun SOL tarafı bunu garip birşekilde yadırgar ama beynimizin kalan diğer SAĞ kısmı ise bu arabesk hevesini bastırmak zorunda kalır. Bu bizlerin müzik anlayışından tutun, yaşam şeklimize, iş yapma yöntemlerinden adetlerimize kadar uzanıp gider.
Evet arabesk müziği severiz ama rahatlıkla dinleyemeyiz fakat bunun yerine rock müziği istediğimiz yerde dinleyebiliriz. sırf bu yüzden zaten arabesk rockcılar türemiştir memleketimizde. soundlar tamamen rock ama söylem halkın şeyinden kopmuş bildiğin arabeskçi gibi. böyle parlak fikirlerle her minareye bir kılıf uydurmayı bilmişizdir.
Amerika deyince tüylerimiz diken diken olur; go home yankee olur, 68 kuşakları olur, ancak sırtımızı rusya taraflarına döndükmü; Moskofdan dost ayıdan post olmaz. kültürel bağları dolayısıyla araplara yöneldikmi; yobaz, şeriatcı , aşırı dinci tehlikeli mahluk oluruz ancak tam tersi avrupaya yüzümüzü döndükmü; vatan haini, kalleş, ittihat ve terrakinin torunları, liboş gibi bişey oluruz.
tüm bu ikilem, üçlem , hatta beşlemlerin arasında dış politikamız herzaman allaha emanet gider bizim. birgün ak deriz yarın ak diyenleri ipe asarız. demokrasi ve çok seslilikten yana oluruz ama çok kanallı televizyon hayatını birtürlü sindiremeyiz. herzaman yolsuzluğun ve kırsızlığın karşısında dururuz ama seçinlerde oy verdiğimiz partinin vekil adayının soyguncu Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuE! | No Comments | #
Ekim 18th, 2007
Gözlük Kullanmanın Dayanılaz Hafifliği

gözlük takma kimine göre bir karizma unsurunu olmanın yanında aslında zorunluluktan ibarettir. evet kolay değil çevrenizdekiler bir alet-edevat olmadan görememek gerçekten kötü bir olgudur. özellikle 80-90′lı yıllarda çocukluğunu geçirmiş bilimum türk vatandaşları için gerçekten sosyolojik boyutu ibret vesikası olan bir durumdur. 90 lı yıllarda bir gençlik veya çocukluk vardır ki şu an büyük bir kısmı gözlük kullanır bu kişiler literatürde cine-5 kuşağı olarak ta adlandırılmaktadır. şifreli kanaldan erotik film izleme uğruna güzelim gözleini heba eden kişi sayısı hiçte azımsanmayacak boyuttadır. evet bunu inkar edemeyiz bu cine-5 olayı gerçekten büyük bir etkendir ancak sadece bu değil mesele. ben gözlük kullanmamın sebebini sadece geceyarısı erotik yayın yapan bir kanala bağlayamam. birazda guru mesaelesidir bu aslında. 20 yaşına kadar sırf salak görünecem diye gözlük takmayı inatla reddeden bir bünyeye sahipseniz bu bozukluk o kadar ilerleyecekk ki gün gelecek 2 metreden ötesini dahi göremeyeceksiniz. bu gerçekten vahim bir durumdur. işin sosyolojik boyutuna değinmişken bahsetmeden edemeyeceğim, bu göz bozukluğu çevrenizdekilerle olan diyaloglarınızı da olumsuz etkilemektedir. 20 yaşına gelip te uzaktan kız kesmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayamamak gerçekten kötü bir durum. örneğin bir kafede oturuyorsunuz ve hemen yan masada bir kız oturyor yani en azından kız olduğunu seçebiliyorsunuz. ama uzağı göremediğinizden o kızın sizemi yoksa yanınızdakinemi yada ne içtiğinizemi baktığını bir türlü anlayamazsınız. eminim bu sebepten dolayı milyonlarca kızı görmezden gelmşimdir. kötü bir durum.
evet iş o kadar kötü boyutlara çıkar ki arkadaşlarınızı bile istemeden küstürebilirsiniz. örneğin biri birgün çıkıp size deseki
- lan ne ibne herifsin akşam yanımdan geçiyon o kadar baktım bi selam vermedin!!!
Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuE! | 1 Comment | #
Ekim 17th, 2007
Acı Umut

Haykırış -Yakarış tarzı programlara merağı fazla meyilli olan milletimizin beğenerek takip ettiği programlardan birisi de acı umut. bu program gerçekten inanılmaz. stüdyoda küfürler ediliyor, konuklar azarlanıyor, telefon bağlantısı yapılan kişiler stüdyodakilere hatta sunucuya bile istediği gibi hakaret edebiliyor. evet en ilginci ise bir canlı telefon bağlantısı esnasında stüdyodaki telefon masadan yere düşüyor ve telefon görüşmesi kesilebiliyor. bunca ilginç olayın yaşandığı bir program neden izlenmesin. tamamen sıradışı yayın politikalarıyla dikkat çeken bir kanal olan flash tv, bu programda da gerçekten sıradışı olaylara imza atmıştır. avrupanın bilmemneresinden getirilen yalan makinası bu programın sunucusu yalçın bey tarafından kullanılmaktadır. gerçekten ilginç değil mi? bence değil bu programdan alıntı bir diyalog ve çarpıcı acı dolu gerçekler(oha)
flash tv de yalcin cakirın vazgeçilmez programı aci umut un ekran tarihine altın harflerle yazılacak özel bir enstantane. yayıncılık adına yeni bir konsept yaratan flash tv ve tüm yayın ekibini tebrik edip başarılarının devamını dilenmelidir.
diyaloğu aynen aktartıyorum.*
YAŞLI TEYZE : utanmaz uzaktan sicma. emmi olarak amca olarak götürsende tedavisi yaptirsan neolurdu.
TEYZENİN OĞLU : kapat su telefonu ejdadunu zikerun.
YALÇIN BEY : şşşşşşşşyuuubu * nedion yaa döv anne dövv.
YAŞLI TEYZE : *sen öyle konusma * nasil utanmiyorsun öyle konusmaya, bir oglanda senin var oda olur insallah.
YALÇIN BEY : *hıdır bey … bidakka hıdır beyy, arkadaşları telefon hattamı? telefon yeremi düştü???&
ben alıştım hatta beğeniyle kahkaha ve yarılma efektleriyle takip ediyorum bu programı. allah herkese akıl fikir vermesi dileğiyle…
atilla aron | NebuE! | 1843 Comments | #
Ekim 10th, 2007
HAYDİ GEL BİZİMLE OL!


HAYDİ GEL BİZİMLE OL… NTV’nin yayına yeni başlayan başlar başlamaz hafta boyunca adından sürekli söz ettiren yeni programı.
programın ana hatları şöyle; görüşleri, bakış açıları, kuşakları farklı dört kadın haberci Çiğdem Anad, sinema oyuncusu Müjde Ar, yazar Pınar Kür ve model Aysun Kayacı aynı stüdyoda buluşacak, haftaya damgasını vurmuş aktüel olayları hem değerlendirecek, hem de tartışacak.
ilk bölümünde konuk olarak akıllı bir tercihle Cem YILMAZ‘ı seçmişlerdi. ve gerçekten inanılmaz sohbetlere imza atmışlardı. ilginç konulara cem yılmaz2ın bakış açıcıyla girmiş pınar kür ve aysun kayacıyla yorumlamış müjde ar ile de televizyon tarihinde programcılıkta son noktaya gelindiği tescillenmiştir. deminde söylediğimiz gibi programda hafta boyunca konuşulan aktüel tüm konular konuşulup yorumlanacaktı ama herşey planlandığı gibi gitmedi ve hafta boyunca herkes onları konuştu.
müjde ar’ın annesi ile ilgili küçük anılardan bahsetmesi , internet arkadaşlık , günümüz ve eskinin kıyaslanması derken bombayı patlatmış ve birdenbire müjde ar’ın gazonun açan bedri diye biri gündenm olmuştu. müjde arın gazozunu açan bu bedri bey yere boşalmasın diye de müjde hanım gazozu bedri beyin kafasına boşaltmış(mış).
gerçekten çok önemli bu konular ve üzerinde derinlemesine tartışılması gereken konular, şayet gazoz tarihçesinde böylesine bir dönüm noktasıyla karşı karşıyayız. konuyla ilgili en güzel yorumu yine cem yılmaz yapmıştır..
Literatüre yeni bir kavram kazandırılmıştır Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuWeb | 2189 Comments | #
Ekim 9th, 2007
FaceBook

NTV ”İnternetin yeni gözdesi sosyal etkileşim ve tanıtım sayfası” yorumunu yapıyor onun için, kimine göre birnevi yonja, kimine göre ise vazgeçilmez bir unsur. ilk etapta ABD’li bir öğrencinin üniversitesi için yaptığı bu uygulama o kadar ilgi gördü ki gerçekten hemen heryerde duymaya başladığımız bu sitenin bir de türk versiyonu var.
burdanbakabilirsiniz.
facebook ismini bu kadar popüler yapan neydi peki?
Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuPress | No Comments | #
Ekim 9th, 2007
İnteraktif Sözlükler
interaktif sözlük furyası türkiye’de düşünen ve düşündüklerini dile getirmeyi seven insanların aslında azımsanmayacak kadar fazla olduğu gerçeğini adeta beyinlere kazıya kazıya öğretmiştir. evet çok değil 1999 yılından itibaren ekşisözlük ile başlayan bu interaktif sözlükler terimlerin birebir sözlük manasının yanısıra işin içine biraz da espiri-ironi katarak yayın hayatına başlamıştır. ülkemizde daha önceden denenmemiş bu orjinal farklı bir konsept yaratarak birnevi kendi piyasasını oluşturmuştur. evet bu ekşisözlük ile başlayan sözlükler devri gerçekten ikinci bir medya olma unsuru olma yolunda o kadar net adımlarla ilerlemiştir ki artık köşe yazarları ve magazinel insanlar röportajlarında ” kim yahu bunlar? ” diye sitem etmeye başlamışlardır. Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuWeb | 2 Comments | #
Ekim 9th, 2007
kürt problemi ve olasılıklar
siyasi irade toplumun ortak idealleri ve geleceği hususunda devamlılığının sürekli olması geren önemli bir unsurdur.
siyasi irade ve devlet politikası ülkemizde sıkça tartışılır hale gelmiştir. devlet politikası nedir? politikaları devlet mi, yoksa hükümetler mi belirler? bu bağlamda hükümetin sınırı nedir?
devletler çağlar boyunca devamlılığı ve kendi çıkarları için birtakım politikalar doğrultusunda hareket etmiştir. bu politikalar günübirlik olmadığı gibi her an değişebilme özelliği vardır.
hükümetlerin gelip geçici devletin ise baki olması muhtemelen bu fikirden beslenmektedir.
peki hükümetlerin kendi politikaları devlet politikasıyla çakışırsa ne yapılmaktadır. bu bağlamda hükümeti denetlemesi için mecliste muhalefet bir yapı oluşturulmaktadır. demokratik ülkelerde hükümetler alacakları kararları mecliste muhalefet ile birlikte gözler önünde tartışıp kabul edildiği şekliyle pratikte uygulamaya sokarlar.
Türkiye cumhuriyeti devletinin kuruluşundan itibaren belirlemiş olduğu devlet politikaları ve kırmızı çizgileri bulunmaktadır. Türkiye’nin en bilindik tutumu yüzünü batıya dönmüş olmasıdır ve muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak için bugüne kadar çabalamıştır bundan sonrada böyle devam edecektir. bundan kimsenin şüphesi yoktur.
ancak özellikle 1. dünya savaşından sonra osmanlının çöküş dönemi sürecinden itibaren belkide daha öncesine dayanıyodur ancak bilindiği üzere 1925 yılında tarihte ilk kürt ayaklanması şeyh sait isyanı ile başlamıştır. Read the rest of this entry »
atilla aron | NebuSiyasi | 4 Comments | #